40,2607$% 0.13
46,7252€% 0.08
4.319,39%0,53
7.014,00%0,24
27.971,00%0,24
3.335,86%0,37
4784675฿%1.46485
127171Ξ%5.5582
40.26$%0.12584
02:00
Van’da Kurban Bayramı arifesinde yaşanan yoğunluk ve kent merkezinde oluşan kalabalık görüntüler sosyal medyada gündem olmaya devam ediyor. Özellikle bazı sokak lezzeti alanlarında ortaya çıkan görüntüler, kullanıcılar tarafından Hindistan’daki yoğun sokak görüntülerine benzetilirken; konu şehir kültürü, hijyen, denetim ve kamusal düzen tartışmalarını da beraberinde getirdi.
Bayram alışverişi nedeniyle kentin en işlek noktalarında insan yoğunluğu artarken, seyyar satış alanları ve açık alanda hazırlanan yiyecek görüntüleri sosyal medya platformlarında geniş yankı uyandırdı. Tartışmalar sürerken, Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya da konuya ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yaptı.
Sarıkaya, tartışmanın yalnızca birkaç seyyar tezgâh meselesi olmadığını belirterek, konunun şehir kültürü, aidiyet duygusu, ekonomik hayat ve toplum sağlığı açısından ele alınması gerektiğini ifade etti.
Doç. Dr. Remzi Sarıkaya değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi:
“Bayram Üzeri Van…
Bayram arifesinde Van sokaklarında ortaya çıkan görüntüler son iki gündür sosyal medyada ve şehir gündeminde yoğun şekilde tartışılıyor. Ancak mesele aslında yalnızca birkaç seyyar tezgâhın ya da sokak lezzetlerinin tartışılması değildir.
Bu tartışma; şehir kültürü, aidiyet duygusu, ekonomik hayat, geleneksel yaşam biçimi ve kamusal denetim arasında kurulması gereken hassas dengeyi yeniden gündeme taşımaktadır.
Birçok insan bu görüntülere bakınca geçmişin mahalle kültürünü, eski çarşıları, sokakta pişen yemeklerin samimiyetini ve kaybettiğimiz sosyal dokuyu hatırlıyor. Doğrudur; modern hayatın tekdüzeliği içerisinde insanlar artık daha sıcak, daha doğal ve daha “bizden” olan şeylere özlem duyuyor.
Sokakta kaynayan bir kazan, taş fırından çıkan bir yemek ya da geleneksel yöntemlerle hazırlanan ürünler toplumda karşılık buluyor. Çünkü bunlar yalnızca yiyecek değil; bir kültürün, bir hafızanın ve bir yaşam biçiminin parçasıdır.
Ancak romantik bir nostalji ile kamusal gerçeklik birbirinden ayrılmalıdır.
Bugün özellikle kontrolsüz biçimde ortaya çıkan bazı görüntüler, beraberinde ciddi sağlık ve güvenlik risklerini de taşımaktadır. Gıda güvenliği, hijyen, kullanılan suyun kalitesi, saklama koşulları, çapraz bulaş riski ve üretim ortamlarının uygunluğu; göz ardı edilebilecek meseleler değildir.
Toplum sağlığı söz konusu olduğunda “iyi niyet” tek başına yeterli olmaz. Çünkü denetlenemeyen her alan zamanla risk üretir.
Bu nedenle meseleye tamamen yasakçı ya da tamamen sınırsız özgürlükçü bir bakışla yaklaşmak doğru değildir.
Belki de yapılması gereken; bu kültürü koruyarak onu kayıt altına almak, düzenlemek ve sürdürülebilir hale getirmektir. Kendilerine ait, hijyen standartları belirlenmiş, belediye ve ilgili kurumlar tarafından düzenli denetlenen geleneksel sokak lezzetleri çarşıları oluşturulabilir.
Böylece hem insanlar kendi kültürünü yaşatır hem de toplum sağlığı korunmuş olur.
Dünyanın birçok şehrinde bunun başarılı örnekleri vardır.
Örneğin Singapur’da dünyaca ünlü “Hawker Centre” sistemi ile sokak lezzetleri belirli merkezlerde toplanmış, hijyen puanlaması ve düzenli denetim zorunlu hale getirilmiştir. Böylece hem kültürel doku korunmuş hem de toplum sağlığı güvence altına alınmıştır.
Bangkok’ta ise yıllarca kontrolsüz büyüyen sokak lezzeti alanları zamanla trafik, hijyen ve güvenlik tartışmalarına neden olmuş; ardından belediye kontrollü “street food zones” uygulamasına geçilmiştir.
Gaziantep örneğinde ise geleneksel lezzetler belirli çarşı kültürü içerisinde korunarak gastronomi turizmine dönüştürülmüş, şehir ekonomisine ciddi katkı sağlanmıştır.
Aslında mesele sokak lezzetlerine karşı olmak değil; onları kültürel değer olarak korurken denetlenebilir, güvenli ve sürdürülebilir hale getirebilmektir.
Çünkü kontrolsüz büyüyen her yapı zamanla risk üretirken, doğru planlanan her kültürel alan şehrin marka değerine dönüşebilir.
Değerlerimizi korumak sadece onları yaşatmakla değil, aynı zamanda doğru şekilde geleceğe taşımakla mümkündür.
Bugün Van’ın ihtiyacı olan şey; kendi kültüründen utanmak değil, onu medeni, güvenli ve denetlenebilir bir sistem içerisinde yeniden inşa etmektir.
Gelenek ile modern denetim mekanizması birbirinin düşmanı değildir. Tam tersine, biri diğerini yaşatır.
Unutmamalıyız ki; Kontrolsüzlük özgürlük değildir. Denetim ise yasak değil, toplum sağlığının teminatıdır.”
Van’da “Yürüdükçe Hatırlarız” Projesinin İlk Durağı Eski Van Şehri Oldu
VAN HABER
Van’da Bayram Arifesinde Sokak Lezzetleri Tartışması: Doç. Dr. Remzi Sarıkaya’dan Açıklama
1
Van’da Alarm Çanları Çalıyor: Çocuklarımıza, Gençlerimize Sahip Çıkalım!
2
Van Ferit Melen Havalimanı’nın Açılacağı Tarih Belli Oldu!
3
Van Ferit Melen Havalimanı Pist Yenileme Çalışmalarında Sona Yaklaşılıyor: Açılış Tarihi Belli Oldu
4
Van Gölü’nde Dip Temizliği Yapıldı
5
Van’da Zabıta Ekipleri Kaldırımları İşgal Eden Ürünleri Topladı